hack
Türk Ata Sporu Cenk Sanatı Matrak | Dünya Matrak Derneği Resmi Web Sitesi
Son güncellenme :17.12.2010 16:16

Anasayfa > Türk Ata Sporu Cenk Sanatı Matrak

17.12.2010 Cum, 16:16

Matrak

ÖNEMLİ:

1-İZİN ALARAK VE KAYNAK BELİRTMEK ŞARTI İLE BU SAYFADAKİ BİLGİLERİ ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE  AKTARABİLİRSİNİZ.

KİTAP, DERGİ, GAZETE VB. YAYINLARDA İZİN ALMADAN KULLANILAMAZ

2-KÖTÜ NİYETLİ KİŞİLERİN ENGELLENMESİ AMACI İLE  TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ TARAFINDAN “MATRAK” MARKA TESCİLİ  YAPILMIŞ VE KORUMA ALTINA ALINMIŞTIR.

3- MATRAK TEKNİKLERİ, EĞİTİM YAPISI VE OYUN DÜZENİ ZİYADESİYLE TARAFIMIZDAN ORTAYA ÇIKARILMIŞ VE ÖĞRETİLMEKTEDİR. MATRAK TARİHİ  ARAŞTIRMALARI İSE DEVAM ETMEKTEDİR. BİZİM BULGULARIMIZ VE TESPİTLERİMİZ BELKİDE YILLARCA SÜRECEK ARAŞTIRMALAR İÇİN BAŞLANGIÇ TEŞLİK ETMEKTEDİR. MATRAK SPORUNUN TARİHİ VE BİLİMSEL OLARAK HİÇ BİR SÜPHE KALMAKSIZIN HER ŞEYİ İLE TÜM ÇEVRELERCE KABUL EDİLİR HALE GELMESİ İÇİN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMALARA İHTİYAÇ VARDIR. BU KONUDA ÇALIŞMA YAPACAK KİŞİLERE DESTEK OLACAĞIMIZI DUYURURUZ. 17 Aralık 2010 @ 16:15,

MATRAK

YAZAR:

Matrak Sporu Kurucu Matrakcı Atahan Efkan ÇALIŞ

ÖZET

Matrak kelime anlamı eğlence komik şeklinde bilinmekte olup esasında  Osmanlı İmparatorluğunda Sultanlar ve Yeniçeriler tarafından yapılmış kılıç kalkan sporudur. Herkes tarafından yapılabilen bu sporda katılımcılar fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerine katkı sağlamaktadırlar. Nezaket kurallarının üst düzeyde önemsendiği bu sporla mücadele ruhu kazanan katılımcılar gerektiğinde kendilerini koruyacak bir yapıya kavuşmaktadırlar.Türk tarihinde Matrakçı Nasuh adlı bilim adamı tarafından geliştirilmiş veya meşhur edilmiş olan Matrak  Oyunu uzun yıllar icra edilmemiştir. Cenk oyunu (Güreş, Muştzen, Leked Kûp Depme ) 15 Ocak 2008, Matrak oyunu 05 Eylül 2008 ve  Tomak oyunu 15 Aralık 2009 tarihinde araştırmacı spor adamı Matrakçı Efkan ÇALIŞ tarafından günümüz spor koşullarına uygun olarak ve Osmanlı İmparatorluğunda icra edildiği şekli ile geleneksel yapısına sadık kalınarak tüm spor kural kaideleri ve teknik yapıları tekrar hayata geçirilmiş ve kurulmuştur. Cenk oyunu , Tomak oyunu ve Matrak oyunu eğitimleri Osmanlı İmparatorluğu Cenk Sanatı, TÜRK MÜCADELE VE SAVUNMA SPORU MATRAK adı ile Türkiye’de ve Dünyada  kabul edilmiş sporlar arasında yerini almıştır.

Anahtar Kelimeler

Türk, Osmanlı, Matrak, Matrakçı , Matrakçı Nasuh ,  Efkan Çalış , Cenk , Tomak ,   Matrakbaz , Spor , Eğlence , oyun.

GİRİŞ

Milletlerin spor tarihleri incelendiğinde bir çok sporun savaşa hazırlık mahiyetinde beden talimi olarak yapıldığı gözlemlenir. Bu talimler fiziksel aktivite yanı sıra toplumların kültür ve ahlak seviyelerini de gözler önüne sermektedir. Matrak 1500’lü yıllarda Yeniçerilere ve sipahilere kılıç kalkan eğitimi maksatlı öğretilmiş bir spordur. Geçen zaman ile birlikte  bu tür savaşa hazırlık öğretileri merkezi otoritenin  emri ile yerini teknolojik gelişmelere bırakmıştır. Bu gün itibari ile milletler kendi kültürel zenginliklerini uluslararası arenada sergileyerek milli çıkarlarına katkı sağlamaktadırlar. Bizim burada tanıtacağımız Matrak spor oyunu somut olmayan kültürel miras  çerçevesinde değerlendirilen unutulmuş bir Türk sporu olup , 2008 yılında değişik yanları ile birlikte tarafımızdan tekrar hayata geçirilmiştir.

Matrakçı Nasuh

Nasûh b. Karagöz al-Bosnavî veya  Nasûh b. Abdullah al-Silahî al-Matrakî 1480 yılında Saraybosna‘da doğduğuna dair kesinleşmemiş bilgiler mevcuttur. II.Bayezıd döneminde Enderun’da yetişti. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın padişahlık dönemlerine şahit oldu. Matematik , Tarih , Minyatür, Hat ve Cenk sanatı spor alanlarında eserler verdi. Nasuh’un adını duyuran ve yaşlılık dönemine kadar isminin önünde zikredilen Matrakçı ünvanı Nasuh’un bu sporu bulan kişi olmasından kaynaklandığı Matrakçı Nasuh’un çalışma alanları ile ilgili araştırma yapan bir çok bilim adamı tarafından kabul edilmiştir. Bu iddiaların en önemlisi Prof. Dr. Hüsayün G. YURDAYDIN hocanın Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yayınlarından 1963 basımlı Matrakcı Nasuh adlı kitabının 2. Sayfasında belirtilmiştir. Diğer bir görüş ise Matrakcı Nasuh’un Matrak oyununda en iyi olduğu ve tüm rakiplerini yendiği için Matrakcı ünvanını aldığıdır. Matrak oyununun Osmanlı İmparatorluğunda başta Yeniçeriler ve diğer askeri birimler tarafından yapıldığına dair kanıtlar ve  Matrakcı Nasuh’un Matrak oyununda üstünlüğünün Kanuni Sultan Süleyman tarafından onaylanması ile Matrak oyununun Matrakcı Nasuh tarafından ihya edildiğini ve yaygınlaştırıldığını  söyleyebiliriz. Matrak oyununda yaşadığı dönemde tek söz sahibi olan Matrakcı Nasuhtur ve bu hüküm sadece Matrak oyununda olmayıp tüm savaş sporları alanında Osmanlı imparatorluğunda tanınması için bizzat Kanuni Sultan Süleyman tarafından onay verilmiştir. Matrakçı Nasuh her yönü ile örnek alınması gereken, Türk tarihinde ender rastlanan kahraman kişiliklerden biridir. İlgi ve çalışma alanı içinde olan Matematik , Tarih ve Minyatürleri incelendiğinde yaşadığı devirde emsalinin olmadığı kolayca anlaşılır.

Beden gücüne dayalı mücadele yöntemlerinde üstünlüğü ve Matrak oyununun yanı sıra silah kullanımında başarısından dolayı Matrakçı Nasuh’a Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1530‘da “Üstad” “Reis” sanı verildi. Çeşitli silahların kullanımıyla ilgili spor alanında “Tuhfetü’l Guzat” Gazilere Armağan adlı kitabı yazdı.

Nasuh’un ilk yapıtı 1517‘de Yavuz Sultan Selim‘e sunduğu “Aritmetiğin İlkesi” adlı aritmetik kitabı uzun süre medreselerde ders kitabı olarak okutuldu. Geometri ve matematik üzerine “Cemalül’l – Küttab” ve “Kemalü’l – Hisab” ile “Umdetü’l Hisab” adlı kitapları yazdı. Tarih alanındaki ilk kitabı ise islam tarihi olan “Taberi Tarihi” ni Türkçe’ye çevirmesiydi.

Daha sonra Osmanlı tarihi ve ayrıntılı olarak bildiği II.Bayezid, Yavuz Sultan Selim dönemi, Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatının ilk 30 yılını (1520-50) kapsayan tarih kitapları yazdı. Matrakçı Nasuh’a minyatür sanatçısı olarak ün kazandıran yapıt minyatürlerle süslenmiş bir tarih kitabıydı. Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat Seferi’ni anlatan kitapta kent ve kasabaları, konaklama yerlerini betimleyen birçok minyatürü vardı. Matrakçı Nasuh çizimlerinde vadi, tepe, ırmak, liman, kale, sur, köprü, cami, saray gibi yapıları en ayrıntılı biçimde verdi. Böylece kentlerin o dönemdeki görüntüleriyle ilgili çok önemli belgeler onun  çizimleri ile ortaya çıkmaktadır. Minyatürcülüğün yanı sıra divanı yazıda usta bir hattattı. Yapıtları başta Topkapı Saray‘ı müzesi kütüphanesi ve Süleymaniye kütüphanesi olmak üzere çeşitli kitaplıklarda yer almaktadır. Matrakçı Nasuh 28 Nisan 1564 de öldü.

Matematik alanındaki kitapları ; Cemâlü’l-Küttâb , Kemalü’l- Hisâb , Umdetü’l-Hisâb

Tarih Alanındaki kitapları; Mecmaü’t-Tevârih , Süleymannâme , Fetihname-i Karabuğdan

Beyan-ı Menazil-i Sefer-ul Irakey

Cenk Sanatı alanındaki kitabı; Tuhfet-ul Guzat’dır

TÜRK MÜCADELE SPORU

MATRAK TARİHÇESİ

Türk ata sporu olarak bilinen “MATRAK” Ünlü Türk Bilgini MATRAKÇI NASUH ( …1480/28 Nisan 1564)  tarafından icat edildiğini Matrakcı nasuhu anlattığımız bölümde değinmiştik. Unutulmuş Sporumuz Matrak’ın 05 Eylül 2008 tarihinde Cenk Sanatı Dünya Merkezi Derneği Kurucu Başkanı  “Matrakçı” Efkan ÇALIŞ’ın tarihi araştırmaları ve teknik çalışmaları sonucunda hayata geçirmesi ile birlikte Türkiye’de Türk tarihinden gelen unutulmuş bir spor kültürü tekrar yaşamaya başlamıştır. Bu sporun tarihi ve bilimsel çalışmalarında ÇALIŞ  Gazi Üniversitesi , Kırıkkale Üniversitesi ve Konya Selçuk Üniversitesi Öğretim üyelerinden  oluşturulan  akademik kadro tarafından desteklenmiştir. Türk Mücadele Sporu Matrak matrakcı efkan ÇALIŞ’IN önderliğinde 01 Ağustos 2009 da Herkes İçin Spor Federasyonu bünyesinde resmi çalışmalara başlamıştır.

“MATRAK” kelime anlamı eğlence komik şeklinde bilinmekte olup. Şemsettin Sami Kamus-ı Türkî’de Matrak “değnek, sopa, talimci şişi” karşılıklarıyla anılmış ve Matrakçı için de “döğmeli şişle talim öğreten adam, talimci” denilmiştir.* (1)  Osmanlı İmparatorluğunda Sultanlar, Sipahiler, Yeniçeriler ve Osmanlı halkı tarafından yapılmış mücadeleye dayalı bir spordur.

Matrak sözünün kökü arapça olup “mitrak veya  mıtrak” dan gelmektedir. Mitrak  sopa değnek anlamındadır. Savaşçı toplumların ortak değeri olan kılıç ve kalkan kullanımı eğitimleri yeni başlayanlar için tüm milletlerde kılıç yerine sopa ile yapılır. Doğrudan kılıçla talim yapmanın teknik gelişime olumlu bir etkisi olmayacağı gibi kılıç talimi yapanların yaralanma ve hatta ölümle sonuçlanan kazalara sebebiyet vermeleride kaçınılmazdır. Yaptığımız araşatırmalar ve teknik çalışmalar neticesinde özellikle acemilerin kılıç talimlerinde sopanın bile riskli olduğunu görmüş bulunmaktayız. Diğer taraftan Matrak sopasının ucuna sarılan yumuşak malzeme dışının deri olması ile kılıç talimlerinin kaza riskinden uzak keyifli bir surece dönüştüğünü görmekteyiz. Düzensiz bir şekilde yapılan Matrak talimlerinin Matrakcı Nasuh tarafından koruma önlemleri ile birlikte teknik standartları belirlenerek yapılmış olduğu savı edindiğimiz bilgiler doğrultusunda ortaya çıkmaktadır. İlerde değineceğimiz teknik isimlerin çoğunluğunun Türkçe olması bu savımızı desteklemektedir. Bu konuda değinmemiz gereken diğer bir hususta Atıf KAHRAMAN hocanın Osmanlı Devletinde Spor adlı Kültür bakanlığı yayınlarından çıkan kitabında Matrak oyununun Araplar tarafından bulunduğunu belirtmiş olmasıdır. Fakat konu ile ilgili tam bir kaynak belirtilmemiş olup Matrak sözünün Arapçadan gelmesine dayanılarak böyle bir iddianın söylendiğini düşünmekteyiz. Yukarıda belirttiğimiz üzere Matrak oyununun tüm Osmanlıda ün yapmasının ön koşulu padişahın onayından geçmesidir ki bunu Matrakcı Nasuh sağlamıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ünlenen Matrak Oyununun Osmanlı sınırları içinde Anadolu, Suriye, Mısır, Kudüs ve Balkanlarda meşhur hale gelmeside ancak merkezi otıritenin bu oyuna değer verdiğini belirtmesi ve koruması ile  olmuştur. Devrinin sayılı alimleri arasında adı zikredilen Matrakcı Nasuh’un Matrakcı lakabı ile anılmak istemesi sadece en iyi Matrak oyuncusu olmasından sebep olmasa gerek. Matrak Oyununu Matrakcı Nasuh’un kurgulamış olması yada ilkel halinden daha ileri bir teknik seviyeye kavuşturması ve bu  oyun için geliştirmiş olduğu teknik usullerle bu oyunda söz sahibi olmak istemesinden kaynaklanmaktadır. Matrak oyununun Türk kültürünün bir parçası olduğunu gösteren diğer bir kanıt ise Türklerin tüm sporlarını eğlence anlayışı ile yapmalarıdır. Özellikle düğünlerde ve şenliklerde halk ile birlikte Sultanlarında katılıp eğlendiği gösteriler düzenlenmiş olup bu gösterilerin ana amacının İmparatorluğun gücünü ve savaşçı kimliğini göstermenin yanısıra haklın hoşça vakit geçirmeside ön planda tutulmuştur. Bu gelenek tarih boyunca tüm Türk devlet yapılarında gözlenmektedir. Nitekim Matrak oyunu içinde yaşatılan eğlencenin ön plana çıkması Osmanlıda Türk geleneğine uygunluk arz etmektedir. Matrak sözünün değnek sopa kökünden gelip daha sonra savaş talimi olan bir oyuna ad olması ve nihayetinde Osmanlıda oyunun ortadan kalkması ile sadece sözün günümüze ulaşması ve bu ulaşan sözün komik, eğlence anlamları ile biliniyor olması Matrak oyununun Türk sporu olduğuna güzel bir kanıt olarak kendini göstermektedir.

Matrakçı Nasuh’un  Cenk sporlarını yapmak için  dayandırdığı temel görüş Kuranı-Kerimde Saff Süresinin 4. Ayeti Kerimesinde geçmekte ve Nasuh bu sporun dayanağı olarak bu süreyi göstermektedir. “Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş kurşunlu bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saf Suresi, 61/4) Saf Suresi 4. Ayeti Kerime: Dikkat edilmesi gereken bir husus da şudur ki, bu sûrede fâsılası (âyetin son harfi) ile yalnız bu âyete tahsis edilerek tek vücut olmanın önemine işaret edilmiştir ki, sûreye “Saff Sûresi” denilmiş olması da bunu göstermektedir. Kurşunlu bina, parçaları kurşunla kenetlenerek yekpare bir cisim haline gelmiş olan sağlam bir bina demektir. Şüphesiz bu benzetmede, ferdlerin cismen tekdüzen bir şekil ve nizam ile terbiye ve asayişleri konu edildiği gibi, kalben niyet ve imanlarının da bir kelime etrafında toplanacak ve birbirlerini sevip sayacak bir surette samimiyet ve kararlılıkta olması mevzu bahistir. (2)

Matrak saygı duyulan bir spor dalıydı. Nitekim, XVII yüzyılda devlet yönetimi sorunları üzerinde bir tasarı hazırlayan adı bilinmeyen bir yazar , Sadrazam Kemankeş Mustafa Paşa’ya , Yeniçerilerin kışlalarında boş oturacaklarına her gün Matrak oynayarak ustalık kazanmalarının uygun olacağını yazmıştır.(3)

XVII. yüzyılda, matrakçıların İstanbul’da 10 dükkanı vardı ve 30 kişiydiler. Ancak dükkanı olmayan yüzlerce Matrakçı vardı. Bunlarordu alayında bazularını sıvayub pehlivanca matrak oyunları göstererek  heybetli bir biçimde geçerlerdi.” Anlatımı ile matrak sporunun halk tarafından yapıldığını ve bu sporcuların aynı zamanda “pehlivanca”  tabiri ile Matrak harici  güreş gibi diğer sporları yaptıklarını da anlamaktayız.(4)

Evsaf-ı sarayı vezir- i Mısır :Cümle iç ağaları anda cirid ve at ve mızrak ve kılıç ve tirkeş ve tüfeng ve kalkan ve matrakbazlık talim ederler. Diyerek Mısırda görev yapan Yeniçeri ağalarının da Matrak sporunu talim ettiklerini belirtmiştir. (5)

Ummu dünya Mısır içinde ne kadar esnefatı …ve ne kadar neferatları var ise anı beyan eder  : Onsekizinci fasıl, bu yedi esnaf cümle 1629 aded adem olub pür silah çerağanlar ile yüz gürzbaz ve yüz matrakbaz karsazlık ederek okçubaşı ve yaycıbaşı atbaşı beraber mehterhanelerin döğerek ubur ederler. Hatta Mısırda matrak yapım dükkanlarının olduğunu Evliya çelebinin notlarından anlıyoruz.(6)

Mısırın Tanta şehrinde Matrak sporu

Evsaf-ı bazbazan –ı ayyaran-ı ferzendegan arifan pehlivanan –ı ruy-ı cihan Evvela bu meydan-ı mela’be’de niçe yüz tarikin Sa’di ve Bedevi aşıkları arz-ı ma’rifet içün kendi ateşin teskin içün kızmış kırmızı demirleri dilleri ile yalarlar ve elleri ile kırarlar ve yoğururlar . Ba’zısı akik-i Yemeni gibi  kırmızı demir parelerin “ Ya Hay “ deyip yutarlar.

Ve niçe ateşbaz ve perendebaz…zorbaz, matrakbaz, gürzbaz, şemşirbaz…ve’l hasıl yetmiş yedi güne esnaf_ı pehlivanan-ı bazbazanın arz-ı ma’rifet etdüklerin manzurumuz olduğu mertebe tahrir etsek bir müdevven olur. Burada ise Mısırın tanta şehrinde yapılan şenliklerde Matrakçıların hünerlerini sergilediklerini öğrenmekteyiz.(7)

Kudüste olmayan dükkanlar

Ve zihgirci ve hilalci ve ta’limhaneci ve dutkalcı ve matrakcı dükkanları ve sorgucu ve güderici ve dülbend börkcü ve yeniçeri keçecisi ve kamçıcı dükkanları yokdur. Bu olmayan esnafların metaları canib-i erba’a vilayetlerden gelir Cem’i eşya-yı zikıymet bi-kıymet bulunur.

Bazı arap diyarlarında Matrak üretiminin olmadığı ise böylelikle anlaşılmış olup , ve esnafın olmadığı yerlere başka şehirlerden gelen Matrakların kıymetli olduğunu bu tespitlerle anlamaktayız. .(8)

Yunanistan’ın Corfu adası yakınında bulunan Matraki adası Barboros Hayreddin Paşa ile birlikte katıldığı deniz seferinde Matrakçı Nasuh’un Matrak sporunu oralara taşıdığının göstergesidir.

İki yüz yetmişinci fasıl. Esnaf-ı Pehlivanan-ı Matrakçıyan :

Dükkân 10, neferât 30, amma dükkân sahibi olmayan niçebin matrakçı pehlivanlar vardır. Bunlar, ordu alayında bazuların şığayup piyade matrak-bazlık idüp, pehlivânâne şeca’at ve mehabet göstererek ubür iderler. Cüst (ü) çalak âdemlerdir. Ser-çeşmeleri başdarda-î pahişahîde resenbazlık ( ip canbazı) iden Taslak Kapudandır.  Ba’dehü Murad Han, bu fenne mail olup, matrakbaz olmuşdır. Hatta bu Taslak Kapudan hakkında Cevr-i Çelebi Şeyhzade hicvinde Arap ağzından bu beyti terennüm itmiştir.

Jeldi taslak verdi matrak, benim aldım sapasın.

Bir atçımızdır sizi, Şeyhzade kimler acıjısın,

Ba’zı yaranlar, şehzadesi kim ajısın o kırlar.Taslak Kapudan bir çapek pehlivan idi. Andan Sultan Beyazid Meydanı’nda karhane sahibi Matrakbaz Cin Ahmet buna bir pehlivan mukarrin olamazdı. Ve Baba Arap, bu dahi şecî ve dilir 77 bendi itman itmiş matrakbaz idi. Eğer her bildiğim bugüne tahrir itsek, seyahatimize mâni olup, ihtişâri evlâdır.(9)

1611 de doğan Evliya Çelebi kendi devrinde ünlü matrakçıları anlattığı seyahatnamesinde İstanbul da 10 dükkan 30 işçi olduğunu ve ayrıca binlerce matrakçı pehlivanların olduğunu tespit etmiş oluyor. Burada dikkatimizi çeken diğer husus matrakçıların aynı zamanda birer pehlivan olduklarıdır. IV. Murad zamanını anlattığı hatıralarında Taslak Kaptan adlı Canbazın , Cin Ahmet adlı dükkan sahibi şahsın ve Baba Arap adlı kişinin sıkı birer matrakbaz olduklarını bizlere bildirmektedir. Sultan IV. Muradında Matrak sporu ilmine sahip olduğunu belirtmektedir. “Eğer her bildiğim bugüne tahrir itsek, seyahatimize mâni olup, ihtişâri evlâdır.” Sözü ile Matrak sporu hakkında daha söylenecek çok söz olduğunu fakat sözü kısa kesmesi gerektiğini belirtmiştir.

Evliya çelebi Seyahatnamesinde ayrıca Matrak la ilgili şu bilgilere yer vermektedir: Matrak genellikle şimşir ağacından yapılır, cilalanır,lobut biçiminde ancak biraz daha büyük ve ağırcadır.  ( Bu tanmlama Evliya Çelebi Seyahatnamesinde yapılmıştır. Günümüze aletin tanımı haricinde resim veya detay içerik ulaşmamıştır. Bu gün kullanılan sopa Efkan ÇALIŞ tarafından tasarlanmış olup farklı malzeme ve teknik kullanılmaktadır.)

Müsabıklar ellerine birer matrak alarak meydana çıkarlar ve mücadele ederler. Matrak oyununda sol elde korunmak gayesiyle bir yastıkçık bulunur. Matrak sağ elde tutulmaktadır. Oyuncuların başlarında miğfer ,yüzlerinde siperlik bulunur. Bu oyunda amaç matrağı rakibin başına vurabilmektir. rakip oyuncunun bu darbelerden  kurtulabilmesi yapacağı savunmadaki beceriye bağlıdır.Matrak oyununda atak sırasında sık vuruşlarla rakibe yaklaşılır ve geri çekilerek savunmaya geçilir. Matrak oyunu 160 çeşit oyunu ihtiva etmektedir. Bunlardan en ünlüleri: Kesme, bağla,sanı, bagal, sürme, kulak, bağla-top, top-kafa adını taşıyan hareketlerdir.(10)

…Ol esnada matrakçılar geldiler başkulak demeyüp dest-i cupla birbirine giriştiler ve növbet (1a) ve növbet hücumlar eyleyüb trafeynden siperler virişdiler. Dilleri ellerine uyar nezaketle nereye uracağın duyup savar. Kimi kolundan alacak hamleyi başından savup kolay yanın aldı ve kimi koltuk altından muharrif ( hile )  çalup müsade ile göz açtırmadan ketfine ( omuzuna)  çaldı. Meydanda ol kadar virüb aldılar ve canibeyninden ( iki taraf iki yan) dest-i cubu kasden saldılar. Ne birbirünün darb ile kılına zarar getürdi ve ne hamle ile elinden siperin kaçırdu. Ve kasde mukarin olan hataları birbirlerinin yüzlerine vurmayub özürler dilediler… Ve birbirinin galebe ile yüzin kızdırub elle tarduşurub alındırmadılar. (11)

Matrak müsabakası genel hatları ile yukarıda anlatılmış olup üst düzeyde efor harcanarak yapılan bu sporun uygulayıcılarının güzel ahlak davranışları sergilediklerini, birbirlerine  oyun başında ve sonunda nezaket gösterdiklerini günümüzde bile hiçbir sporda olmayan bir yapıda kasıtlı ve kasıtsız hatalarından dolayı özür dilediklerini görüyoruz.

Muarref-î Diğer: Sultan 4. Murad’ın Hünerleri Hakkında

Ve matrakbazlıkta ol kadar üsdâdı kâmil, çapul ve çalak âmil idi kimannın mukabelesine bir pehlivan mukabil duramazdı. Her üstadın elbette bir canibin muhalif bulup, ana bir darp ururdu. Kim top karşu virenin matrak topundan güzer idüp, başına “matrak-tırak” diyüp vururdu. Amma matrakbazlık da 160 benderdir. Ancak 70 bendin bilürdi.

Ama icrasıra kâdir idi. Evvelâ fenn-î kese ve bağla ve tani ve haddat ve bağal ve muhalif ve sürme ve gazel ve kulak ve sürre ve zir ve heva ve bağlatop ve rehatop ve fidye ve cangüş ve topkafa ve hevakes bu mağkülefünunları icra itdükde Adem hayran kalırdı. Hatta üstadı olan Başdar da Canbaz-ı Taslak Kapudan bir şatı-ı tayyarı ayyar çapuk levend (ü) elvent bir adem idi.

Cevr-i Çelebi Şeyhzade 12 lisan ile kaside-i düvazdeh lisanında lisanı Arapta beyt:

Terledi Taslak verdi matrak benim aldım sağşısın,

Biz açtımızdır sizi şeyhzade kimler ajısın. Deyu hicv itmiştir.

Ol Taslak Kapudan bu kadar üstad-ı kâmil matrakbaz iken, Murad Hâna mukabil duruplu bedebazlık idemez oldı. (12)

IV.Muradla Matrak müsabakası yapan hiç kimsenin galip gelemediğini , karşısına çıkan kim olursa olsun muhakkak bir boşluğunu yakalayıp üstün geldiğini , fakat Matrak sporunun 160 oyundan ibaret olduğunu bu oyunların ancak 70 tanesini bildiğini belirtmektedir. IV.Muradın bildiği 70 oyunun icrasını yapabildiğini de ayrıca belirtmektedir. Meşhur olan teknikleri yaparken seyredenlerin hayran kaldığını ve zamanın en iyi Matrak oyuncularını bile yendiğini belirtmektedir.

İncelediğimiz Surnamelerden yalnızca Ali surnamesinde Matrak oyunu ve Matrakbazlar anlatılmaktadır.. Ali Matrakbazların gösterisi başlığı altında bunların iki üç yüz nefer olduğunu ikişer ikişer dizildiklerini, hep birden oyuna koyulduklarını, matrakların birbirine vurmasından ilginç seslerin çıktığını, bu matrakların oyun sırasında kıvrılan birer yılana benzediğini anlatır. (13)

Oldular sur –gehde arbede saz

Bir bölük Cündiyan-ı matrak-baz

Çupun avaze-i çeka-çakı

Velveleyle pür itdi afakı

İki üç yüz nefer bahadır cüst

İkişer ikişer dizildi dürüst

Bir uğurdan koyuldular lu’ba

Şan’et el virdi lu’ba bir şube

Mar-ı piçide aldılar kabza

Ok yılanı yetirdüler nabza

Haşıl-ı çabukan-i matrak-baz

Lu’b ile itdi yiryüzün dervaz

Her birünün dü-payı çün pergar

Rast-revlikle oldular devvar

Eski bir Fransızca el yazmasında şu bilgileri buluyoruz. Kılıçla Matrak temrini özel bir biçimde yapılıyordu. Hasımla sık vuruşlardan yaklaşıp çekilerek korunuyorlar, bir elde tahta bir kılıç , öteki elde kalkan yerine bir küçük yastık tutuyorlardı. Bunlara Matrakbazan deniyordu.(14)

Hemen belirtmek gerekir ki bu sopa ve yuvarlak yastıklarla yapılan çatışma gösterisinin yanı sıra gerçek kılıç ve kalkanlarla yapılan vuruşmalarda vardır. Gene aynı şekilde başka vesilelerle Matrak oyunu oynanıyor: Sol elde yastık , sağ elde kısa değnekler , önce ikişer ikişer sonra hepsi birden dövüştüler. Bunlardan ikisinin yarı belden yukarısı çıplak demirden yuvarlak kalkanlarla çıplak kılıçlarla mübareze ediyorlardı. (15 )

Bir başka tanık da şöyle anlatıyor: 60 atlı otuzu kısa zırhlar , uçları kalkık mihverler giymiş , ötekiler silahsız , sarı atlastan giyinmiş, 120 asker gösterişli giysiler içinde , ellerinde bir sopa ve bir kalkan , meydanı dolaştıktan sonra topluca Matrak oynadılar. ( 16 )

Aslında gerek bu gerek öteki savaşım türleri Osmanlılarda sanat gibi yapılıyordu. Nitekim günümüzde batıda , Uzak Doğu’da çeşitli savaş sanatları diye adlandırılmışlardır.(17)

Matrak oyunu ile ilgili belirtilen bu görüş Matrak sporu için doğru bir tespittir. Uzak doğu ülkelerinden ülkemize gelen savaşım sanatları ( judo , karate do , aikido , kendo , whu shu , mua thai …) gibi branşların hepsinin kökeninde kendi ülkelerine ait geleneksel savaşım sanatları yer almaktadır. Bu sporların çoğu 1800’lü yıllardan itibaren spor olarak okullarda ve özel spor alanlarında öğretilmeye başlanmıştır ve sporlaştırma çalışmaları 1900’lü yıların sonuna kadar devam etmiştir.

Türkiye’de ise durum diğer ülkelere nazaran farklı gelişmiştir. 1826 yılında Yeniçeri ortalarının Padişah tarafından kaldırılması ( Vaka-i Hayriye ) ile birlikte sporlaştırılması gereken Türk savaşım sanatları tamamen ortadan kalkmıştır.  Bu savaşım sanatları zaman içinde halk oyunlarımızın içine gömülerek Osmanlı devlet otoritesine baş kaldırmadan devam ettirilmiştir. Bunun yaşayan örneklerini yörelere göre sıralayacak olursak ; Erzurum Hançer Barı , Kılıç-Kalkan, Kalkan-Kılıç, Kalkan Oyunu, Kalkan-Bıçak, Bıçak Oyunu, Kılıç Oyunu, Hançer Barı, Bıçak Havası, Kamalı Hava gibi adlar almışlardır. Ayrıca Tomak sporu , spordan ziyade halk oyunu olarak kural kaideden uzak bir yapıda tura ve sinsin adları ile anılmıştır. Sumsuk adı ile yumrukla oynanan halk oyunu mevcut olup boks’un kuralsız ve kaidesiz şekli olarak halen yapılmaktadır. Ayrıca Sultan II. Mahmud döneminde yasaklanan Cirit Türklerin tarihler boyunca yaptıkları savaşım sanatlarının sporlaşması önünde en büyük engel olmuştur.

Cumhuriyet döneminde ilk defa geçmişte Türk tarihinde yapılmış zamanla  unutulmuş olan Türk cenk/ savaş sporlarından Matrak  Oyunu, Tomak Oyunu ve Cenk Oyunu ( Güreş, Muştzen, Leked Kûp Depme ) şahsım tarafından tekrar hayata geçirilerek Türk  halkına armağan edilmiştir.

Türk spor kültürüne sağlanan bu katkı ile artık Türkiye’nin uzak doğu sporları veya savaşım sanatları olarak bilinen sporlarına alternatif bir spor kültürü oluşturulmuştur. Yukarıda belirttiğimiz gibi halen halk oyunları içinde ve düğünlerde yaşatılan oyunlarla devam ettirilen spor kültürlerimiz halkımıza tarihte yapıldığı orijinal yapısı ile sunulmuştur.Türk spor kültürlerinin diğer milletlerin spor kültürlerinden daha köklü ve öğreti olarak daha güçlü oldukları Matrak ,Tomak ve Cenk Oyunu ( Güreş, Muştzen, Leked Kûp Depme ) ile kanıtlanmıştır.

“Fabri 17. yüzyılda o zamana dek yapılmayan ayakla hamle , boşaltma, karşı boşalma, karşı boşaltma, ikileme, siper alma, karşılık verme ve zaman vuruşu tekniklerini getirerek eskrimin gelişmesinde büyük rol oynadı. Bu arada Fransa’da çok sayıda soylunun düelloda can vermesi üzerine tehlikesiz, ucu keskin olmayan, dört köşeli ve hafif bir silah yapıldı. 1653 yılında eskrim hocası Besnard tarafından öğretim metodu yayımlanan bu silaha, batmaması için ucuna kanca şeklinde bir düğme konmasından yola çıkararak “Fleuret” yani Flöre adı verildi.

18 yüzyılda eskrim hocası La Bossiere tarafından icad edilen demir telden örülü maske sayesinde çalışmalar daha kusursuzca yapılmaya başlanarak yüz ve baş, gelecek darbe, vuruş ve dürtüşlerden korundu. Bu yüzyılda eskrim Fransa’da teknik ve metot bakımından bilimsel esaslara bağlanırken 19. yüzyılda ise eskrim tekniği ve felsefesi en ileri aşamaya ulaştı.” (18)

Eskrim federasyonu web sitesinden eskrimin tarihçesi ile ilgili alıntıyı Türk Mücadele sporu Matrak tarihi ile karşılaştırdığımızda ; Matrak sporu Eskrim sporundan 300 yıl önce kural ve kaidesi belirlenerek yapılmıştır. Matrak sporunda tüm koruyucu önlemlerin alınması ve bu sporu icra edenlerin hiçbir şekilde sakatlanmamaları 1500 lü yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun spor kültürü olarak diğer milletlerden çok daha ileride olduğunu tarihi gerçeklerle gözler önüne sermektedir. Ayrıca Matrak sporu hiçbir zaman düello maksatlı yapılmış bir spor değildir.

Tarihi kaynaklardan derlediğimiz bilgiler neticesinde Matrak sporunu yapanların aynı zamanda Kemankeş (Geleneksel ok ve yay kullanan)  , Pehlivan ( kıran kırana güreşen ) , Cündi ( at üzerinde türlü maharetler sergileyen)  ve akrobatik hareketleri yapan kişiler olduklarını kolaylıkla gözlemlemekteyiz. Dolayısıyla Matrak sporunun gelişim süreci içerinde tüm bu saydığımız hususlar yerini alacaktır. Bu tespit aşağıda ki alıntı ile dada güç kazanmaktadır.

“Kanuni Sultan Süleyman Nasuh’un türlü cenk oyunlarında, matrak , mızrak ve diğer silahları ( yay ok)  kullanma fenninde üstün bir seviyede olduğunu akranları arasında kendisi ile boy ölçüşebilecek bir kimse bulunmadığını açık bir şekilde belirtmektedir.

Kanuni Sultan Süleyman Matrakçı nasuha Osmanlı ülkelrinde ‘’Üstad’’ ve ‘’ Reis’’ tanınması hakkında ‘’evahiri zilkade /936 haziran sonları 1529’’ da bir berat vermiştir. Bu beratta belirtildiği üzere  ‘’ südde-i seniyye-i gerdun iktidar ve atabe-i aliye-isa adet medar ‘’ kullarında olan Nasuh-ı Silahi , silah , mızrak, kemakeşlik ve türlü cenk  oyunlarında akranı arasında cesareti ve üslubu dolayısıyla ün yapmıştı. Daha önce Hayr Beyin valiliği (923/1517-928/1522) sırasında Mısıra gitmiş, orada ünlü ‘’cündiler’’ ile boy ölçüşmüş ancak efsanevi kahraman Pehlivan Rüstem’in  yapabileceği cinsten hamlelerine hiçbir kimse karşı koyamamıştı. Bunun üzerine Hayr Bey Mısırdaki bütün bu silahşörlerin hepsininde kendisine karşı koymak cesaretini gösteremediklerini itiraf ettiklerini bildiren bir ‘’temessük’’ vermiş; ayrıca Hayr Bey Nasuh hakkında ‘’………..delir_i saf-şiken ve dilaver-i mert efkendir….’’ Diyerek  ona olan takdirlerini dile getirmiştir…” (19)

Matrakçıların üstadı olan Nasuh mücahidlere kılavuz vazifesi görmesi için 936/1529 yılında Tuhfet-ul Guzat adlı eserini yazmıştır.(20)

Bu kitabın günümüz Türkçesine çeviri çalışmalarına şahsım öncülük ettim ve  Kitap 2010 yılında tıpkı basımla neşredilecektir.

Kaynaklarda belirtilen bilgiler bu spor oyununun tüm ayrıntılarını gözler önüne sermektedir. Matrak Spor Oyunu, tarihî bilgi ve belgelerin taranması ile değişik yanları olan güreşe dayalı eğitim metotları ile birlikte tarafımızdan tekrar hayata geçirilmiştir. Türk spor kültürüne ve tüm dünyaya ÇALIŞ tarafından yeniden kazandırılan Matrak Oyunu, içinde yaşattığı güzel ahlâk öğretileri ile dünya üzerinde icra edilen birçok spordan çok ileridedir.

Matrak Malzemeleri

Matrak: Matrak sopaları özel hazırlanır, ucu post ile kaplanır dışına deri sarılırdı. ( Bu tanmlama Evliya Çelebi Seyahatnamesinde yapılmıştır. Günümüze aletin tanımı haricinde resim veya detay içerik ulaşmamıştır. Bu gün kullanılan sopa Efkan ÇALIŞ tarafından tasarlanmış olup sporun sevdirilmesi ve daha geniş kitlelere hitap etmesi için sopa yapımında farklı malzeme ve teknik kullanılmaktadır.)

Kalkan: Kalkan görevi görecek şekilde içi yumuşak malzeme ile dolu küçük darbe yastığı.

Miğfer: Kafanın tamamını koruyacak şekilde nefes alıp vermeyi engellemeyen ön tarafında görmeyi engellemeyecek şekilde siperlik olan kafa koruyucu kask.

Elbise: Aba adı verilen Yeniçeri kıyafetinden yola çıkılarak tasarlanmış kıyafetlerle icra edilir. Siyah –Kırmızı ve Beyaz-Kırmızı renklerdedir.

Kuşak: Oyuncular Kırmızı ve Turkuvaz renklerde kalın dolama kuşak takarlar.

Ayakkabı: Abanın rengine göre siyah yada beyaz renkte spor ayakkabı ( kapalı yer minderi olan  mekanlarda çıplak ayak)

Oyuncular

Matrakbaz olarak adlandırılan oyuncuların aynı yaş ve kiloda olmalarına özen gösterilir. Sıhhi engeli olmayan kişilerden 6 yaşından 77 yaşına kadar herkes oynayabilir. Bayanlar arası müsabaka yapılabileceği gibi bay ve bayanlar aynı sıklette olma koşulu ile müsabaka yapabilirler.

Oynanışı

Genellikle sağ elde matrak, sol elde yastık kalkanla, kafada miğfer , aba ve  kuşaklarını kuşanmış rakipler karşılıklı selam dururlar. Matrakbazlardan biri “Benimle Cenk Meydanına çıktığınız için teşekkür ederim” diyerek rakibine saygısını sözlü olarak bildirir. Bu söze diğer Matrakbaz aynı sözle yanıt verir. Karşılıklı selamdan sonra hazır olda beklerler.

Orta hakemin “Cenk Duruşu” komutu ile müsabaka için duruşa geçerler. Orta hakemin “Cenk” komutu ile müsabaka başlar.

Matrak müsabakasında rakibe sık darbelerle yaklaşılır. Amaç rakibin kafasına Matrakla dokunmaktır. Savunma durumunda olan Matrakbaz daha önceden sıkça talim edilmiş oyunlardan birisini uygulayarak rakibe üstünlük sağlar. İki yan hakem matrakbazların kafaya dokunarak aldıkları puanları yüksek sesle seyircinin duyacağı şekilde sayar. Müsabaka bir rakibin ayağının kayıp yere yuvarlanması, matrakbazların birbirine sarılması , kalkan veya matrağı bağlamaları, kalkan veya matrağın yere düşmesi, miğferin görüşü engelleyecek şekilde kafada çıkması ve çok nadir oluşabilecek sakatlık durumlarında orta hakemin komutu ile “dur” ve “ayrıl” komutları ile durdurulur. Sorun giderildikten sonra tekrar “”cenk “ komutu ile müsabaka başlar. Oyun sonunda puanı çok olan matrakbaz galip ilan edilir. “Hazır ol” komutu ile hazır vaziyete gelen matrakbazlardan biri “ Kasıtlı ve kasıtsız hatalarımdan dolayı özür dilerim” der. Rakip matrakbaz aynı sözlerle karşılık verir. Burada amaç oyun sonunda herhangi bir gönül kırıklığının kalmaması ve saygıda devamı simgeler. Teşekkür ve Özür dilemede rakibinden hızlı hareket makbul olandır. Oyun esnasında matrakbazların konuşmaları yasaktır. Sportmen olmayan davranışlara müsaade edilmez. Oyun sonunda matrağı , kalkanı, miğferi yere atan oyuncular hoş karşılanmaz. Gurur ve kibirin ortaya çıktığı aşırı sevinç , isyan ve hüznün ortaya çıktığı aşırı üzüntü hoş karşılanmaz.

Matrak müsabakalarının genel formatı yukarda anlatıldığı gibi olup usta matrakçılar mevcut donanımla birlikte kalkan yerine matrak kullanarak çift matrakla müsabaka yapabilirler. Çift matrak müsabakalarında kural ve kaideler aynı şekildedir. Daha ileri seviyede ki matrakçılar matrak yerine tahta kılıçla müsabaka yaparlar bu tür müsabakalarda koruyucu önlemler en az üç katına çıkarılır ve bu müsabakalarda kafa harici vuruşlarda serbesttir. Tahta kılıçla yapılan müsabakalarda genel kural ve kaideler aynı olup temas yerinin artması dolayısıyla puanlama sistemi farklıdır. Bunlardan başka At üzerinde matrak oyunu gibi geçmişte yapılmış oyunlarda olup süreç içerisinde hepsi hayata geçirilecektir.

Değerlendirme

Yukarda bahsettiğimiz Matrak Osmanlı İmparatorluğunda sultanlar tarafından spor Yeniçeriler tarafından Cenk sanatı maksatlı talim edilmiştir.  Bu spor oyunu halkın günümüzün futbolu kadar sevdiği bir spordur. Türklerin spor tarihine baktığımızda Matraktan başka  bir çok sporla karşılaşırız. Bunların başlıcaları ; Güreş (  Karakucak güreşi, Aba güreşi, Kuşak Güreşi, Şalvar güreşi,Yağlı güreş, Kuraş ) , Okçuluk Kemankeşlik ( Menzil , Puta , Kabak, Hedef , Hareketli hedef, At üzerinde ok atışı ) Avcılık, Binicilik , At Yarışları ,Cirit, Çöğen , Gökbörü , Tepük , Kayak , Muştzen, Leked Kûp Depme, Matrak ve Tomakdır. Tüm bu sporların hepsi savaşçı yeteneğin gelişimi maksatlı yapılmıştır. Savaş teknolojilerin değişimi ile sporsal kimliklerle bu güne kadar ulaşmışlardır.  Türk kültüründe daha arşivlenmemiş yöresel bazda oynanan bir çok halk sporu mevcuttur. Kayıtlı On üç bin tane halk oyununa sahip olan Türkiye’de kültür ve spor anlayışının diğer halklara nazaran zenginliği gözler önüne serilmektedir.

Bütün bu sporlar zamanla ad değiştirse de kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır. Sadece Matrak sporumuzda ciddi bir kesinti söz konusudur. 1500’lü yıllarda kural ve kaideleri belirlenen Matrak 1826 yılında Sultan II. Mahmud’un fermanı ile ( Vaka-i Hayriye) Yeniçerilerle birlikte ortadan kalkmıştır. Yeniçerilerle birlikte dört buçuk asırlık kültürde hiçbir iz bırakılmadan yok edilmiştir. Yeniçerilerin kaldırılması olayı ayrı bir konu olup kültürün yok edilmesi yasaklanması insanlığın ileri gitmesine engel teşkil etmiştir. Bu gün bir çok ülke mücadele ve savunma sporları alanında kendi kültürlerinde var olan zenginlikleri uluslar arası arenada destekleyerek çıkarları doğrultusunda kullanmaktadırlar.

Eskrim , Kendo , Karate, Judo , Kick Boks gibi sporlar tüm dünyada milyonlarca insan tarafından yapılmakta ve bu sporlar çıktıkları ülkelerin kültürlerini tanıtmalarına destek sağlamaktadır. Eskiden Tükler tarafında  yapılmış  bir çok spor Güreş- Greko Romen , Çöğen-Polo , Tepük-Futbol gibi isimleri değiştirilerek kural ve kaideleri diğer milletlerce düzenlenerek tüm dünyada sunulmuştur. Dolayısıyla büyük bir Pazar oluşmuştur. Olimpiyat başlığı ile ülkeler Olimpik sporlar üzerinden para ile yapamayacakları ülke reklamlarını yapmaktadırlar.

Aslında gerek bu gerek öteki savaşım türleri Osmanlılarda sanat gibi yapılıyordu. Nitekim günümüzde batıda  ,Uzakdoğu daki çeşitli “savaşım sanatları” diye adlandırılmışlardır. Yukarıdaki tanımlamadan hareketle Türklere ait cenk ya da  savaş sanatı denmesinde hiçbir sakınca kalmayan Matrak Türkiye’ye ait somut olmayan kültürel miras olup devlet tarafından korunması, yüceltilmesi ve tüm dünya ülkelerinde yapılır hale getirilmesi gereken bir spordur.

Matrak sporunun değişik yanları olan güreşe dayalı tüm el ve ayak tekniklerinin kullanıldığı kıran kırana mücadele ile sporcuların tüm bedenini çalıştırmaya yönelik “ Cenk Oyunu - Güreş, Muştzen, Leked Kûp Depme“ ve “Yakın savunma” eğitim metotlarıda tarafımızdan hazırlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğunun Cenk Sanatında vuruşma oyunlarından bir başkası da tomak oyunudur. Osmanlı Devletinde Enderun-ı Humayun da ve Anadolu’da halen bir çok köyde  oynanan oyunlardan birisidir. Devlet ileri gelenlerinin ilgi duydukları bu oyuna “Tura” ,“Tomakbazı” “Vuku-ı Luab-ı Tomak” veya “Vuku-ı Tomakbazı” denilirdi. Oynayanları Tomakçı veya Tomakbaz eğitmene ise Tomakçıbaşı denirdi.

Bu oyun spor kaide ve kuralları içinde  Selçuklu hükümdarı Alp Arslan’ın (1029 – 15 Aralık 1072 ) 937. ölüm yıldönümü olan 15 Aralık 2009 tarihinde  tarafımızdan geleneksel yapısına sadık kalınarak tekrar düzenlenmiş ve hayata geçmiştir. Matrak oyununda Matrakçı Nasuh’un bu sporu icat ettiğine dair kesin bilgiler olmasına rağmen Tomak oyunu için icat eden kişiye dair bilgi yoktur.

Bu eğitim metotları sakatlanmayı önleyici teknik yapıda olup Herkes için spor düşüncesi ile geleneksel yapılarına uygun olarak tasarlanmış olup 6 yaşından 77 yaşına  herkesin yapabileceği tarzdadır. Bu eğitimlerde amaç Matrak Sporuna fiziksel, zihinsel ve ruhsal yönden hazır sporcular yetiştirmektir.

Olimpik bir spor olabilecek yapıya sahip olan Matrak  sporunu yapanlar hız, esneklik, dayanıklılık, patlayıcı kuvvet, koordinasyon gibi fiziksel kazanımlar yanı sıra, mücadele azmi ,odaklanma , hızlı ve doğru karar verebilme gibi zihinsel nitelikler kazanmaktadırlar. Oyun kurma taktik ve strateji geliştirme gibi zorlayıcı yanları olan bu sporda, koruyucu tüm önlemlerin alınması ve oyun içerisinde yaşatılan nezaket kuralları sayesinde  kimse zarar görmeden eğlenceli bir sporu yapma imkanı oluşmaktadır. Matrak sporu katılımcılara kendine güven duygusu ve toplum içinde kendini ifade edebilme gibi  faydalar sağlamaktadır

Kaynaklar:

1- Kamûs-ı Türkî, adında “Türk” kelimesi geçen ilk Türkçe’den Türkçe’ye sözlüktür. Şemseddin Sami, bu sözlükte Osmanlıca’da kullanılan, ancak konuşulan Türkçe’ye girmeyen Arapça ve Farsça sözcükleri ayıkladı, Türkçe kökenli sözcüklere ağırlık verdi. Ayrıca, Türkçe’yi zenginleştirmek için dile tekrar kazandırılması gerektiğine inandığı doğu Türkçesi’ne ve Anadolu Türkçesi’ne özgü kelimelere yer verdi.

2 ) Elmalılı Hamdi Yazır Kuran Tefsiri Saff Suresi 61-4 Sefa Yayıncılık

3) Özdemir NUTKU İstanbul 1995 Tarihimizden Kültür Manzaraları S.86

4) E. Çelebi seyahatname Yapı kredi Yayınları 1. Kitap S. 257

5) E. Çelebi seyahatname Yapı kredi Yayınları 10. Kitap S. 100

6) E. Çelebi Seyahatname Yapı Kredi Yayınları 10. Kitap S. 199

6) E. Çelebi Seyahatname Yapı Kredi Yayınları 10. Kitap S. 327

7)   E. Çelebi Seyahatname Yapı Kredi Yayınları 10. Kitap S. 207

8)  E. Çelebi Seyahatname Yapı Kredi Yayınları 1. Kitap Sayfa 278

9 )  Doğan Yıldız Türk Spor Tarihi İstanbul 1979 S.232

10) III. Murad Sürnamesi v282

11) E. Çelebi Seyahatname Yapı Kredi Yayınları 1. Kitap S.  105

12 ) Prof. Dr. Mehmet ARSLAN Türk Edebiyatında Manzum SURNAMELER

Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları-1999

13 ) Metin AND Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları Kültür Ve Turizm Bakanlığı Yayınları S.126

14) Metin AND Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları Kültür Ve Turizm Bakanlığı Yayınları S.127

15) Metin AND Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları Kültür Ve Turizm Bakanlığı Yayınları S.127

16) Prof. Dr. Özbay GÜVEN Türklerde Spor Kültürü Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı 1999 S. 261

17 ) Türkiye eskrim Federasyonu Web sitesi http://www.eskrim.org.tr/Tarihce.asp

18 ) H.G.YURDAYDIN (Matrakçı) Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn  Ankara 1976 Türk Tarih Kurumu Yayınları

19) H.G.YURDAYDIN – Matrakçı Nasuh Ankara 1963 Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yayınları

Not; Matrak oyununun tarihi ile ilgili araştırmalarımız devam etmekte olup.Yukarıda okuduğunuz makale henüz tamamlanmamıştır.

Matrakçı Efkan ÇALIŞ

Cenk Sanatı Dünya Merkezi Derneği

Kurucu/ Başkan

Matrak ve Tomak Oyunlarını Tekrar Hayata Geçiren

www.cenksanati.com

matrakoyunu@gmail.com

KÜLTÜR BAKANLIĞI WEB SİTESİ

http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-2836/eski2yeni.html

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu yazıya yorum yapmak için yetkiniz yok.
hack