sadfasd
Tomak Oyunu | Dünya Matrak Derneği Resmi Web Sitesi
Son güncellenme :18.12.2010 12:52

Anasayfa > Tomak Oyunu

18.12.2010 Cts, 12:52

Osmanlı İmparatorluğunun Cenk Sanatında vuruşma oyunlarından bir başkası da tomak oyunudur. Osmanlı Devletinde Enderun-ı Humayun da ve Anadolu’da halen bir çok köyde  oynanan oyunlardan birisidir. Devlet ileri gelenlerinin ilgi duydukları bu oyuna “Tura” ,“Tomakbazı” “Vuku-ı Luab-ı Tomak” veya “Vuku-ı Tomakbazı” denilirdi. Oynayanları Tomakçı veya Tomakbaz eğitmene ise Tomakçıbaşı denirdi.

Bu oyun spor kaide ve kuralları içinde  Selçuklu hükümdarı Alp Arslan’ın (1029 – 15 Aralık 1072 ) 937. ölüm yıldönümü olan 15 Aralık 2009 tarihinde  Cenk Sanatı Matrak Kurucusu “Matrakçı”  Efkan ÇALIŞ tarafından geleneksel yapısına sadık kalınarak tekrar düzenlenmiş ve hayata geçmiştir. Matrak oyununda Matrakçı Nasuh’un bu sporu icat ettiğine dair bilgiler olmasına rağmen Tomak oyunu için icat eden kişiye dair bilgi yoktur.

Sözlükte “tom” yuvarlak şey manasındadır. “ Tombul , tomruk, tombala, tomar , tomurcuk gibi kelimeler yuvarlak cisim çağrışımı yapar.” “tom-ak “ise ağaçtan yapılmış bir top anlamına gelmektedir. Tomak kalın bir ipin ucuna bağlı tahta gürz yada toptur. Değişik kaynaklarda içi kar keçesi ile doldurulmuş meşin top olarak da geçmektedir.

“Tomak sözcüğü Türkçe’dir. Kırgızlar kürklü kalpağa ve av yaptıkları toğan kuşunun başına taktıkları başlığa tomak derler. Kars ilimizde Karapapak Türkmenleride Tomak oyunu oynarlar. Ancak osmanlı sarayında oynanan Tomak oyununun oynanış şeklide tomak aracıda Karapapaklar’ınkinden farklıdır. KanımızcaTomak oyununun Osmanlı sarayında oynammaya başlanışı 1730 yılından sonradır. …Tomak oyunundan ilk defa bahseden kişi Sultan I. Mahmud’un (1730-1754) günlüğünü tutan Salâhi Efendi’dir. …Sultan I.Mahmud’dan Sultan II.Mahmud’a kadarki Osmanlı Padişahlarının, bu oyundan çok hoşlandıkları ruznamelerinden açıkça anlaşılıyor. Enderunlu Ağalar da Padişahın Tomak seyretmek istemesini büyük bir sevinçle karşılarlarmış, Çünkü hareketli bir oyun olması nedeni ile Padişahı neşelendirdiği için, bol bol altın veriri hatta serpiştirirmiş.”

Oyuncular ellerine birer tomak alırlar ve meydana çıkarlar. Amaç tomakla rakibin sırtına vurmaktır. Altışar kişilik iki takımla oynanan bu sporda her takımda bir tomak vardır. Oyun karşı takıma vurmak ve pes dedirtene kadar devam etmek ilkesine dayanmaktaydı. Oyunda her atağa hamle denilir. Hamle yapan tomak oyuncusu tomakbaza karşı kollarını kullanılarak savunma yapardı. Bu oyuna en çok XIX. Yüzyılın başlarında ve özellikle Sultan II.Mahmudun padişahlığı döneminde rastlanır. O dönemde bu oyunun büyük ustası Cündi Hüseyin Efendi adında biridir. Bu bilgiden yola çıkarak çok popüler bir spor olduğunu anlıyoruz. Yeniçeri ocağının idman programı arasında bulunan tomak oyununun  Matrak gibi her gün düzenli bir şekilde talim edildiği anlaşılmaktadır.

“Padişah Tomak oynanmasını istediği zaman bu isteğini Silahtar Ağa’ya, o da başçavuş Ağa’ya bildirir. Baş çavuş Ağa Nöbetçi Çavuşa iletince çavuş “emr-i humayun”u Enderunlu Ağa’lara “ilan” eder. Ve altışar kişiden iki takım olan Tomakçı’ların alay-başılarına altışar Tomak verir. Alay başılar aldıkları Tomağı kendi takımına dağıtır. tomak oynayacak ağalar, Enderuna mahsus olan başlarındaki sırmalı takyeleri çıkararak, onun yerien “kalp işi” denilen kavukları giyerler. Alayların meydane çıkması, Silahtar Ağa tarafından işaretle bildirilince, alay -başıları önde diğerleri arkasında olarak alanın ortasına gelip ” yüzlerini padişaha çevirip yere değecek şekilde temenna adap ve erkanını yaptıktan..” sonra vuruşmaya başlarlar. Vuruşmann kuralı hasmın yalnız sırtına vurmaktır. Başka yere vurmak yasaktır. Ancak padişah vurulması için izin verirse baş, göz, kulak gözetilmeden her yere vurulur. Oyunun süresi yoktur. Padişah bitmesini istediği zaman oyuncular tekrar temanna ederek huzurdan ayrılırlar. Tomak oynanırken Enderun saz takımı, oyuncuları coşturucu makam ve usulde saz eserleri çalar. D. Ohsson’un yapmış olduğu resimlerden birisinde Tomak oynanırken  2 def, 2 ney, 2 keman, 2 kemençe, 2 misvar, 2 tanbur, 2 nekkare’den oluşan saz takımının çaldığ görülmektedir. Oyunun bitmesi istenince, oyunculara ne kadar bahşiş verileceği padişah tarafından Silahdar Ağa’ya bildirilir ve Çantacı denilen ağanın taşıdığı çanta içindeki paralardan verilerek ödüllendirilir.”

“Gazi hükümdarın önünde Tomak oyunu”

Zilkadenin yirmi birinci günü Padişah Gülhane köşkü önünde Tomak oynanırsa zevkli olacağını uygun bir biçimde anlattı. Hmen Tomakçı Ağavat toplanıp çat pat vuruşmaya başladılar. Padişah hazretleri o arada gizlice Çuhadar’a işaret etti ve bunların içinde yeteneklilerini bir kağıda yazmasını emretti. Yazılan kağı Başçuhadar Ömer Ağa’ya verildi ve Tomak bitince dokuz tane Ağa “Tophaneli Mehmet, Köle Salim, Haydar, Cündi Abdullah, Uzun Mehmet, Kocabaş Süleyman, Hüseyin ve Hamdullah Ağa” Çuhadar adayı oldu. Bunların artık rikaplarda yer alacak oldukları işitilince her biri teşekkür makamında kalıplarını ve kıyafetlerini değiştirdi ve menevişli ezi kaftanları yerine etekli dolama giydiler.”

“Osmanlı’ların sporda başarılı olmalarının başlıca nedeni, bilgiyi emeği ve başarıyı hak ettiği kadar ödüllendirmeleridir.” A.KAHRAMAN

Padişahlar şenliklerde , törenlerde Tomak ısmarlarlardı. Bu oyunda hüner sahibi olanlara çeşitli hediyeler verilirdi. Hatta Sultan II: Mahmud devlet erkanından üst düzeyde görevlilere Tomak oynatır iyi oynayanların kaydının tutulmasını ister ve daha sonra Tomak oyununda en iyilerin rütbelerini artırır, kıymetli hediyelerle takdir ederdi.

Değişik kaynaklarda oyunun takım halinde her oyuncunun elinde bir tane tomak olacak şekilde on iki kişinin aynı anda oynadığı ve takımlarda bulunan bir tane tomakla ikişer kişinin sıra ile oynadığına dair bilgiler geçmektedir. Sırtına tomak değen kişi oyundan çekilirdi. Matrak sporunda olduğu gibi çeviklik, hız odaklanma denge bu oyunda da büyük önem arz etmektedir. Tomak oyununda maharet kolla yapılan savunma ile tomağın sırta değmesini engellemek ve rakibin sırtına tomakla vurmaktır.

Günümüzde Malatya , Tokat , Sivas , Kırşehir, Ege Bölgesinde Osmancık ve bir çok ilde bu oyunu değişik adlarla ( Tura, Sinsin) düğünlerde oynayan gençlere rastlamaktayız. Fakat daha çok köy düğünlerinde oynanan bu oyun kural ve kaideden uzak olduğu ve  oyun için özel hazırlanmış tomaklar olmadığından kişiler ellerine geçirdikleri kuşak, kalın urgan ip  ya da pantolon kemeri gibi cisimlerle oynamaktadırlar. Anadoluda yapılan Tomak benzeri bu oyunlarda savunma hareketleri olmayıp sıra ile karşılıklı vuruşlar sergilenmektedir. Bu durum düğünlerde oynanan Tomak benzeri  Tura ve Sinsinin halk oyunu figürleri ile basit rekabet sınırlarının çizilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü kontrolsüz bir şekilde rekabetin doğması ( yapılan oyunun spor kural ve kaideleri çerçevesinde olmaması) sakatlıklara ve husumetlere sebebiyet verecektir. Hatta kavga gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkacaktır.

Nitekim Sultan II. Mahmud döneminde en gözde sporlar arasında yer alan tomak o günün şartlarında spor kuralları ile oynanmasına rağmen bazen oyuncu Yeniçeri ağaları daha fazla bahşiş almak için sertliği artırdıkları ve oyunun kuralsız bir şekilde oynandığına dair bilgiler mevcuttur.

Tomak oyunu başta Padişahlar olmak üzere Yeniçeriler , Sipahiler ve Osmanlı halkı tarafından oynanmıştır. Aynı zamanda Sultan oyunu  olmasına rağmen bu gün bile Anadolu’da köylerde oynanıyor olması özellikle Kars yöresinde yaşayan Karapapak Türk Türkmenlerininde Tomak adı ile bizim hayata geçirdiğimiz Osmanlı sarayında oynanan Tomakla adı ile bazı benzer yanlarının olması Osmanlı Devletinin her alanda olduğu gibi spor alanında da halkı ile bütünleşmesinin delilidir.  Osmanlıda yapılan tüm sporların halk arasında sarayda yapılan usuller ve aynı zamnada yöresel farklılıklarla yapıldığı kesindir. Padişahların tertip ettirdiği cenk sonrası veya sünnet, düğün gibi özel günlerde günlerce süren şenliklerde Padişahlar askerler ve halkın yaptığı tüm oyun ve sporları zevkle izlemişlerdir.

Ayrıca sadece sarayda yapılan bir sporun bu gün itibari ile tekrar yapılıyor olmasının yapılan spora bir zararı olmayacağı gibi, binlerce yıllık Türk devlet yapısı ve  kültürü  ile yönetilen Osmanlı İmparatorluğunun spora ve sporcuya verdiği önemi ortaya çıkarır.  Ayrıca Tomak benzeri oyunların Selçuklu devletinin hüküm sürdüğü şehirlerde ve ülkelerde halen oynanıyor olması bu oyunun Selçuklu Devletinden Osmanlıya geçen bir oyun olduğunun güçlü bir delilidir.

Türkler savaşların beden gücüne dayalı olduğu zamanlarda tüm sporlarını savaşa hazırlık veya savaş provası şeklinde düzenlemiş ve yapmışlardır.  “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda sporu bir tür savaş eğitimi olarak kabul edip, onu bilimle geliştirerek en üstün düzeye getiren bir devlettir.” A. KAHRAMAN

Dolayısıyla Türkler uzak doğudan  veya batıdan gelen Martial Art , Budo, Savaş sanatı adında ki çalışmalardan daha üstün gerçek savaş meydanları için hazırlanmış beden talimlerini çalışmışlardır. Bu durumda spor olarak ortaya çıkan Japon , Çin , Kore Amerika gibi ülkelerin savaş sanatı adı altında yaptıkları sporlardan ziyade Türk’lerin oyun adı ile bir kısmı geçmişte yapılmış bir kısmı tekrar hayata geçen sporları Savaş sanatı adını saydığımız milletlerin sporlarından daha çok hak etmektedir.

Her türlü bilimin batıdan ( Batı sözcüğü Türk halkından olmayan anlamındadır.) kaynaklandığını düşünmek, kendimizi bilmemek, küçük görmek ve tarihimizi tanımamaktır. Batılı devletlerden çok once sporu akademik düzeyde incelemiş, yapmış ve kitaplar yazmış bir ulusun çocuklarıyız. Ama latin harflerinin kabulünden sonra, atalarımızın yazdığı o değerli yazma kitapları kitapılarda yok pahasına satmışız. Bir bölümüde halen dış ülke kütüphanelerindedir.” Atıf KAHRAMAN

Matrakla sadece kafaya vuruş yapan Yeniçeriler, Sipahiler, Cündiler Tomak da ise sırta vurma talimleri yapmışlar. Bu durumda bu iki spor oyunu bir cengaverin kılıç kullanımında maharet sahibi olması için gerekli teknik donanımı kazanmasını sağlamaktadır.  Bu kazanımlar sadece kılıç için değil aynı zamanda gürz , bozdoğan , şeşper , yatağan , teber , balta, mızrak yay- ok  ve kalkan gibi savaş aletlerinin kullanımını içinde talim edilmiştir.

Cenk Sanatı ideali içinde hayata geçirdiğim Matrak , Cenk Oyunu (Güreş, Muşt-Zen, Leket Kûp Depme ) ve Herkes İçin Savunmadan sonra , Tomak sporumuzda hak ettiği değere kısa sürede kavuşacaktır.

TOMAK OYUNU MALZEMELERİ VE OYUN DÜZENİ

Tomak : Hafif sert yetmiş seksen santimetre uzunluğunda kamçı şeklinde örülmüş bir ipin ucuna keçeden hazırlanmış yumruk büyüklüğündekeçeden yapılmış vurulduğunda oyuncularının canlarını acıtmayacak tomak topu bağlanır. Diğer ucu tutmayı

kolaylaştıracak şekilde değnekten bir sap’a iliştirilir. Tomak topu aynı zamanda içi keçe ile doldurulmuş meşin yada deri olan yassı göz damlası formatında da olabilir.

Matrak eğitimleri ve yarışmalarında kullanılan Matrak, Kalkan, Tomak, Miğfer Aba ( Sporcu ve antrenör kıyafetleri ) Dizçek, Kolçak, Zırh, tahta Kılıç gibi tüm malzemeler Efkan ÇALIŞ tarafından bulunmuş ve Matrak sporunda kullanılmak üzere tasarlanmıştır.

Aba : Matrak sporunda kullanılan kıyafetin aynısıdır.

Miğfer : Matrakta kullanılan miğfer kaksın aynısıdır.

Kuşak : Matrakta kullanılan turkuvaz ve kırmızı kuşakların aynısıdır.

Tomak oyununda kalkan kullanılmaz kalkan yerine sol kol kafa seviyesinde tutularak korunma sağlanır. Çabuk hareket etme hızlı vuruşlar ve çekilişler bu oyunun karakteristik özellikleridir. Tomak aletinin ne kadar sert vurulursa vurulsun vücuda zarar vermemesi sebebiyle her yaştan bay bayan sporcular bu oyunu kolaylıkla oynayabilirler.

1- Tomak oyununda amaç rakibin sırtına Tomak topu ile vurmaktır. Sırt harici vuruşlar sayı değeri taşımaz.

2- Matrak oyununda olduğu gibi rakipler karşılıklı “ Benimle cenk meydanına çıktığınız için teşekkür ederim” derler.

3- Oyun sonunda “ Kasıtlı ve kasıtsız hatalarımdan dolayı özür dilerim.” Diyerek oyuncular gönül alırlar.

4- İki sayı hakemi ve bir orta hakem tarafından yönetilen yarışmalarda sırta değen her tomak sayı hakemi tarafından yüksek sesle sayılır.

5- Miğfer muhakkak giyilir.

6- Tomak kamçılarının dolaşması durumunda oyun durdurulup tekrar başlatılır.
7- Tomak’ı tutmak yasaktır.

8- Yere düşen rakibe vurmak yasaktır.

9-Tomak aletini bilinçli bir şekilde elden bırakmak yasaktır.

10-Tomak aleti haricinde rakibe el veya ayakla vuruşlar yasaktır.

Not: Bu sporu tekrar hayata geçirmekle gayemiz. Osmanı İmparatorluğu Cenk sanatı olan Tomak oyununu ve köy düğünlerinde halen oynanan Tomak benzeri sporların varlığını tüm dünyaya duyurmak ve yaymaktır. Spor kaide ve kuralları çerçevesinde değerlendirerek ortaya çıkarmak bu oyunun geleceğini garantilemektedir. Yoksa bu oyunda yakın zamanda diğer bir çok Türk savaş sporu oyunu gibi yok olacaktır.

Kurucu / Başkan

“ Matrakçı ”  Efkan ÇALIŞ

Kaynaklar;

Canlı Kaynak Kişi – Bekir ÇALIŞ

Hafız Hızır İlyas Ağa Tarih-i enderun Letaif-i Enderun 1812-1830 – Cahit KAYRA

Osmanlı Devleti’nde Spor – Atıf KAHRAMAN

Tarihimizden Kültür Manzaraları – Özdemir NUTKU

Türk spor Tarihi – Doğan Yıldız

Türklerde Spor Kültürü – Prof. Dr. Özbay GÜVEN

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

sadfasd